Blog ST OTOMASYON ŞUBAT SAYISI MAKİNA İMALAT SANAYİ RÖPORTAJI


Esit Elektronik Öncülüğüne `Cloud hizmeti`ni de ekledi

Makina imalat sektörünün güçlü partneri Esit, tartım otomasyonu alanındaki öncü hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Esit'in ücretsiz sunduğu "Cloud" hizmeti ile müşteriler ‘Cloud Server’a uzaktan PC, akıllı telefon ya da tablet üzerinden bağlanıp cihazlarının performansını, tartım değerlerini ya da söz konusu bir silo tartımı ise onun içindeki malzeme değişimini anlık olarak görebiliyor, eski tarihli raporlara da ulaşabiliyorlar. 

Çağrı Hekimoğlu

Satış ve Pazarlama Müdürü
Esit Elektronik
 

 

Tasarladıkları ve ürettikleri yük hücreleri, indikatörler ve tartı sistemlerinde, müşterilerin en önemli beklentileri olan tartım hassasiyeti ve bunun tekrarlanabilirliğini sağlamayı öncelik olarak benimsediklerini söyleyen Esit Elektronik Satış ve Pazarlama Müdürü Çağrı Hekimoğlu, örnek olarak 4. versiyonunu sundukları yeni ECI indikatörünün kalibrasyon konusundaki sıradışı başarısını anlatırken, "İndikatör, kalibrasyonunun ne kadar hassas olduğunu, titreşime maruz kalınıp kalınmadığını, değerlerin doğru olup olmadığını veya zaman içinde değerlerde bir kayma yaşanıp yaşanmadığını kullanıcıya gösteriyor” diyor. Çağrı Bey ile Esit bünyesindeki yeni gelişmeleri ve yenilikçi çözümlerini konuştuk.


ST: Esit'in makina imalat sektörü özelinde 2017’de sunduğu çözüm ve uygulamalar nelerdir? 

Makinaların işlerini daha net ve hassas yapmaları, çevresindeki kontrol birimleri ile iletişim içinde olmaları, düzenli rapor vermeleri, kolay bozulmamaları veya arıza grafiklerinin istenen seviyelerde olması gibi birçok talep var. Eskiden bir işin otomatik yapılması yeterli iken şu anda endüstride çok hassas ölçümler yapılması, fire verilmemesi gibi değerlerle birlikte makinaların milyonlarca defa bu işleri mükemmelen tekrarlamaları gibi konular ön planda oluyor. Bununla birlikte cihazların uzaktan izlenebilmesi, diğer cihazlar ile iletişim içinde olup makinayı besleyen maddenin gelişi ile çıktıktan sonraki lojistik sevkiyat ve faturalama işlerini de besleyen cihazlar olması hedefleniyor. Esit olarak otomatik tartım tarafında, farklı prensipler ile çalışan ürünlerin tasarım ve imalatını yapıyoruz. Cihazlarımızın internet üzerinde izlenebilmesi için bazı arayüzler geliştirip bu cihazlara uzaktan bağlanabilme açısından çözümler geliştirdik. En güzel örneklerinden birisi de cihazlarımızı alan müşterilere ücretsiz olarak sunduğumuz "Esit Cloud" hizmeti. Müşterilerimiz tartı cihazlarını Esit Cloud cihazıyla ‘Cloud Server’ımıza bağlayabiliyorlar. Sonrasında PC, akıllı telefon ya da tablet gibi bir cihaz ile Esit Cloud Server’a girerek tartım cihazlarının performansını, tartım değerlerini ya da söz konusu bir silo tartımı ise onun içindeki malzeme değişimini anlık olarak görebiliyor, eski tarihli bilgilere ulaşabiliyorlar ve sistemin kendilerine sağladığı farklı formatlarda rapor çıktıları alabiliyorlar. Bazı müşterilerimiz ise bu tür raporlamaları kendi lokalinde tutmak istiyor. Yeni nesil indikatörlerimizin hepsi TCP protokolünü destekliyor ve ağ ortamına uyumlu biçimde piyasaya sunuluyorlar. Eskiden üretmiş olduğumuz cihazlarımız için de, bu cihazları Ethernet’e çeviren Esit Ethernet + (Plus) isimli bir modül yaptık, böylece tüm ürünlerimizi Endüstri 4.0’a uyumlu hale getirmiş olduk. 

Müşterilerimiz kendi lokallerinde kurmuş oldukları sistemler ile bizim otomatik tartı sistemlerimizi görüntüleyebilme ve bunların değerlerini istedikleri an ve formatta raporlayabilme şansına sahip oluyorlar. Hem cihazınızın hassas ve arıza yapmayacak şekilde sürekli aynı tartımı yapması, hem de bu cihazları uzaktan izleyebilmek, önceden hammadde tedariği yapmak, daha düşük stok rakamları ile iş yapabilmek gibi açılardan baktığımızda büyük avantaj sağlıyor. Düşük stokla imalat imkanı aynı zamanda firmaları finansal yüklerden de kurtarmış olacak. 

Esit Elektronik olarak 2016 yılı Aralık ayının son haftasında Türkiye’nin 326. Ar-Ge merkezi olduk. Artık bağımsız bir Ar-Ge merkezi olarak da çalışıyoruz. İçindeki onlarca mühendis sadece tartım sektörüne değil, farklı sektörlere yönelik elektronik ve mekanik teknolojiler geliştirecekler.  

ST: Cloud hizmetinizin kapsamında ürünlerinizin kestirimci bakım hizmetleri  ya da bu yönde bir Ar-Ge çalışması var mı?

Arıza sebebiyle zaman ve üretim kaybı çok büyük maliyet çünkü artık marjlar çok düşük. Bu nedenle her alanda mükemmel bir imalat süreci tasarlanmak zorunda. Biz de kendi ürünlerimizi geliştirirken müşterilerimizin titiz ihtiyaçlarına yönelik tasarlamaya dikkat ediyoruz. Yeni indikatörlerimiz daha az enerji gerektiren ama daha yüksek işlemci gücüne sahip olan cihazlar. Bu sayede içlerine daha sofistike kalibrasyon ve denetim programlarını yükleyebiliyoruz. Örneğin, ilkini 2012’de piyasaya sunduğumuz ve şimdi 4. versiyonunuçıkardığımız ECI isimli indikatörümüz kalibrasyonunun başarısını kendisi gösteriyor ve yönlendiriyor. Eskiden bir kalibrasyon yapardınız ve bir hata var ise o hata ile yaşamak zorundaydınız. Şimdi indikatörün içerisine kodladığımız “kalibrasyon doktoru” isimli yazılım ile indikatör o kalibrasyonunun ne kadar hassas olduğunu, titreşime maruz kalınıp kalınmadığını, değerlerin doğru olup olmadığını veya zaman içinde bir kayma yaşanıp yaşanmadığını bize gösteriyor. Gerekiyorsa kalibrasyonu kabul etmiyor ve tekrarlatıyor. 

Bu yeni ürünlerle müşterilerin imalatlarında istedikleri hassasiyeti çok daha uzun süre sağlayabiliyorsunuz, hatayı anında görme şansınız oluyor. Cihazlarda önleyici bakım ve tamir gibi kavramlar çok öne çıkıyor.

Bizim de bu konuda çeşitli çalışmalarımız var. Küçük bir düğme büyüklüğündeki alanlara gerçek zamanlı bir saat dışında, ısı sensörü, titreşim sensörü yerleştirerek cihazın titreşim grafiklerinin incelenip erkenden arızasını bulabileceğimiz, titreşimi artan cihazlarda önceden bakım yapıp normale çekilmesini sağlayan alanlar yaratacak cihaz ve yazılım üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu çalışmalar daha da önem kazanacak. Bu cihazlar fabrikada çalışan tüm hareketli parçalara yerleştirildiğinde onların titreşiminde olan farkları gözleyerek raporlayacak ve arızaları size önceden söyleyecek. Planlanan bir zamanda arıza meydana gelmeden evvel bakım ve tamirat şansı doğacak.  Sensör geliştirme girişimimiz başarı ile sonuçlanırsa Türkiye için de önemli bir hamle olacak.

Sensörleri daha küçük alana nasıl sığdırabileceğimizden hareketle üzerinde çalıştığımız bir projede at yarışlarında kullanılan kamçının içine 4 adet sensör yerleştirebildik. Bunlar hızı, açıyı, kamçının vurulduğu yeri ve vurma kuvvetini ölçen sensörler. Bu 4 sensör çok küçük bir kart ile kamçının içine yerleştirildi, yarış boyunca ata vurulan kamçı miktarını, adetini, vurulma hızını ve at üzerinde yasaklanan bir yere vurulup vurulmadığını ölçüyor ve sonrasında merkez sistem ile RF üzerinden haberleşerek biriktirdiği datayı sisteme aktarıyor. İlk bakışta hobi ürünü gibi görünse de içerdiği teknoloji açısından endüstride kullanılabilecek birçok alana hitap ediyor. 

ST: Nerelerde kullanılabilir?

Arıza ölçüm alanı başta geliyor ama tabi çalışmalarımız henüz emekleme sürecinde.

Yeni kurulan fabrikalarda tüm makinaların arıza istatistikleri ile birlikte alındığını görüyorsunuz. Bu talep için Türkiye daha yeni yeni gelişmekte. Döviz kurundaki oynaklık bir noktada dengelenirse uzun vadede ülkemizin önü açılacaktır. Eğer bu oynaklık 2017 boyunca devam ederse o zaman yeni yatırımlar azalacağı için bizim de bu projemiz alt sıralara inebilir. 

ST: Sanayicilere verilen teşviklerden ne oranda yararlanıyorsunuz?

Ar-Ge Merkezi başvurumuz kabul edilene kadar devletten ürün konusunda hiçbir teşvik başvurumuz olmadı. Ar-Ge merkezi olduktan sonra Bilim ve Sanayi Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın destekleyeceği, dünyada tartım konusunda ses getirecek bazı projelerimiz olacak. Devlet teşviği ve finansal güç ile bu çalışmalarımızın nihai ürüne dönüşeceğine inancımız tam. Artık daha fazla mühendis ile daha çok projeyi aynı anda yürütme şansımız olacak. Ayrıca tartı sektörü dışında da projelerimiz olacak. 

ST: Endüstri 4.0 aslında bir şirketin kendi bünyesindeki endüstriyel haberleşme kadar  tedarikçileri ile arasındaki iletişimi de kapsayan bir vizyon, öyle değil mi?

Endüstride yazılımların geldiği nokta, tedarikten nihai müşteriye kadar olan tüm süreci kapsamak ve yönetmektir. Biz de Esit olarak satın alma tarafından, satış sonrası servislere kadar süreçlerimizi dışarıdan temin ettiğimiz bir yazılımla yönetiyor ve izliyoruz. Bir Esit ürününün üretimi ilk planlandığı andan itibaren tedarik için sipariş onayı geçiyor, cihaz üretilip müşteriye gittikten sonra da hem ürünün üretim süreçleri, hem de müşteriyle olan tüm tarihçe tutuluyor. 

Sattığımız cihazların müşterilerin sistemine entegrasyonu ise o cihazların iletişim kabiliyetleriyle ilgili olup, asıl işi yapan tüm bu süreçleri kapsayan yazılım oluyor. Bu yazılım da yüzlerce binlerce satır ve tablodan oluşan operasyon sistemleridir. Bizim cihazımız sadece kendi işi ile ilgili olan dataları sisteme aktarıyor. Endüstri 4.0’da akıllı ve otomatik fabrikalara gidilmesini sağlayan şey, daha evvel insanların kullandığı ERP sistemlerinin artık makinalar tarafından da kullanılıyor hale gelmesi.  

ST: Bu alanda son dönemlerde gerçekleştirdiğiniz nitelikli, yüksek katma değer ve verimlilik sağlayan projelerinizden ya da yeni ürünlerinizden bahseder misiniz?

Kasım ayı sonunda devreye giren, Tüdemsaş vagon test cihazı projesi var. Türkiye’de yerli imkanlar ile tasarımını yaparak teslim ettik. Demiryollarının ülke sanayisinin gelişiminde önemli olduğunu, yolcu vagonu ve lokomotif imalatların da kritik önemde olduğunu düşünüyorum. Taşıdığı yüke veya yolcuya göre birim maliyeti daha ekonomik hem de çok uzun ömürlü oluyor. 

Vagonların çalışma anında tekerlerinin aynı düzlemde olup olmadığını, her tekerine eşit yük dağılıp dağılmadığını, vagonun farklı açılarda itme çekme gibi kuvvetlere maruz kaldığında bir deformasyona uğrayıp uğramayacağını ölçen, birbirinden farklı test cihazları üretiyoruz. Milyon Avro’lar seviyesindeki cihazın maliyetlerinin biz ürettiğimizde ciddi oranda tasarruf edildiğini görüyoruz. Bu tür projeler, hem yerli imkanlarla bizim üretmemiz açısından, hem de bu test cihazlarını alan kurumlar açısından da büyük mali avantajlar getiriyor.  Yine bir büyükşehir için Türkiye’de üretilecek metro vagonunun özel bir test cihazını projelendiriyoruz. Tamamlandığı takdirde Yüzde 100 yerli olarak geliştirilmesinin gururunu yaşayacağız. 

ST: Aynı şekilde yakın zamanlarda makine imalat sektörüne yönelik gerçekleştirdiğiniz bir projeniz var mı?

Kendi ürettiğimiz akış yönünde çalışan kantarlar ve otomatik tartı sistemleri dışında, kuvvet ölçme prensibi ile çalışan birçok makinaya parça sağlıyoruz. Kendi imalatımız ve bir kısmı bize özgü tasarımları olan yük hücrelerimiz, yine kendi imalatımız olan indikatörlerimizbirçok makinada kullanılıyor. Bugün sayısız sektörde kullanılan birçok farklı makinede, özellikle ağırlık veya kuvvet etkisiyle iş yapan makinelerde yük hücreleri, indikatör veya transmitter kullanılmaktadır. Bu parçaların tedariği alanında Esit, hem ülkemiz hem de bölge ülkeleri arasında lider konumdadır. Makinaları kullanan kişilerin istediği hassasiyeti ve tekrarlanabilirliği sağlayabilecek ürünler geliştiriyoruz. 37 yıllık bir şirketiz, 28 yıldır yük hücresi üretiyoruz. Endüstriyel segmentte bu alandaki en büyük firmalardan birisiyiz. Türkiye’de ciddi bir pazar payımız var. 

ST:  2017 yılı için yeni pazarlar hedefliyor musunuz? Yeni yatırımlar var mı gündeminizde? 

Türkiye’de Pazar 2014’ten beri daralıyor. Bunu sadece kendi verilerimizden değil rakiplerin satışından ya da yurtdışından gelen tartı aletlerinin miktarından görebiliyoruz. Hareketli yıllardan sonra piyasada bir doygunluk yaşanması da normaldir ama umuyoruz ki bu kur dalgalanmaları bir kriz haline dönüşmez. Bulunduğumuz coğrafyada Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler ve Doğu Avrupa’da oldukça aktifiz. Yine geçen yıl ilk defa Meksika’da bir fuara gittik ve bir bayilik oluşturduk. Bu yıl Güney Amerika kıtasını da hedeflerimizin içine alarak Kolombiya’da bir fuar katılımı ve bayilik anlaşmamız olacak. Esit yük hücrelerini önce Kolombiya sonra da tüm Güney Amerika’ya satma hedefimiz var. Petrol fiyatlarının birkaç yıldır düşük gitmesi bizim Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Arabistan ile olan işlerimizi etkiledi zira bir ülkenin parası kısıtlı olduğunda o ülkede yatırımlar da yavaşlıyor. Kuzey ve Batı Afrika ise bizim ikinci önceliğimiz. O bölge için de çalışmalarımız aktif olarak devam ediyor. İhracat yapılan ülke sayısı 2016’da 47'ydi, 2017’de 50 ülke ve üzerinde çıkartma hedefimiz olacak. 

ST:  Son olarak neler eklemek istersiniz?

Türk malının kaliteli olduğunu öne sürecek isek önce kendi kullandığımız komponentleri de Türk malı seçmemiz gerekiyor. Eğer kendi ürünlerimizi kullanmıyorsak o zaman kendi kendimizle çelişmiş oluruz. Türkiye’de Avrupa standartlarının da üzerinde üretim yapan markalar var. Bizim ürünlerimiz ağır sanayi şartlarında çalışıyor ve hepsi de hassasiyetlerini koruyarak görevlerini başarı ile yapıyorlar. Bir servis ihtiyacı olduğunda ise 24 saat içinde servis hizmeti veriyoruz. Bizim gibi güçlü markalar ile stratejik iş ortaklığı yapmak Türk makina imalatçıları için çok kritik. Çin’den parça toplayıp bunu da Türk makinası diye satmak,  “Türk makinası kalitelidir” sloganı ve imajı için yanlış. Kaliteli ürün üreten Türk üreticilerle çalışmalı, eğer kalite konusunda sorun varsa iyileştirmeleri konusunda da ısrarcı olmalıyız. Kaliteden asla vazgeçmemeliyiz.

 

 

ST OTOMASYON DERGİSİ

Anahtar Kelimeler:

Esit 444 Tel